K.Maraş
33°C
İstanbul
32°C
Ankara
34°C
Takip Et :
Haber
2016-01-14 03:08:42

Güneydoğu ve HDP politikası

Barışa çok yaklaştık, barış gelecek derken savaşın içine düştük. Barış geldi gelecek derken şehit cenazeleri, yıkılan ve ateş düşen ocak sayıları artmaya başladı. Her şehit ardında yetimler, dul kadınlar ve gözü yaşlı aileler bırakıyor. Bizler şehit haberlerine ne kadar üzülsek de ailelerinin hissettiğini hissetmemiz mümkün değil. Cenaze günü bağırıp çağıranların sayısı bilinmese de bir hafta sonra yüreğine ateş düşüp yananların sayısı bir elin parmak sayısını geçmemektedir.

Herkes mutsuz ve herkes bu işin bir an önce çözülmesini istiyor. Çözüm istiyoruz ama bu iş için kullanılacak yöntemde anlaşamıyoruz. Bu işi nasıl çözebiliriz? Asıl mesele de burada başlıyor.  İki yol var. Birinci yol; savaşarak ve öldürerekyok etmek, zor kullanmak ve dize getirmek…

İnsanları susturmak ve baskı altına almak sorunu yokmuş gibi kabul etmektir. Zaten yılardır uygulanan inkâr politikası değilmi, bu sorunu ortaya çıkaran. Yıllardır sadece Kürtler değil, babalarımız, dedelerimiz hep hizaya getirilmedimi? Sivil idarenin etkin olmadığı, darbelerin ve askerin etkin olduğu dönemlerde. İlin yöneticisi Validen korkmayan, ama çavuştan korkan insanları ne çabuk unuttuk. (Demokrasilerde ikisinden de korkulmaz)

Bu işi çözüm görenlere en güzel örnek Kuzey Kore’dir. Devlet heryaptığınız işe karışıyor. İzin vermeden oturmak - kalkmak yasak, kime ağlayacağınıza, kime sevineceğinize devlet karar veriyor. Ağlama şiddetinize göre ödül yada ceza verebiliyor. En uç nokta en ideal örnek. Böyle bir ülke olmayı kimse istemez. Bizler yıllardır devletin bu politikasından kurtulmaya çalışan nesilleriz.

İkinci yol ise; savaşarak ve öldürerek bu işin çözüme ulaşılamayacağının farkına varmak. En kısa sürede huzurlu ortamı sağlamaya çalışmak. Evrensel değerlere sahip bir anayasa ile işe başlamak ve tüm partilerin mutabakatı ile olayı çözüme kavuşturmak. Tüm yükü partilere ve sivil toplum kuruluşlarına paylaştırmak gerekiyor. Çünkü dağıtılan yük herkesçe kaldırıldığı için altında ezilen olmayacaktır. Ama birkaç kişiye kalırsa bu ağır yükün altında kalacaktır. Bunu ülke meselesi olarak görüp tez zamanda çözüme kavuşturmalıyız. Özellikle AK parti CHP ve HDP ortaklaşarak çözebilir. (Büyük ihtimalle MHP pekçok konuda itiraz edecektir.) Sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla partiler üstü bir politika ile çözüme kavuşacağına inanıyorum.

HDP’nin kapatılması ve milletvekillerinin tutuklanması ise çözümü kör düğüme çevirmektir. Aksine amaç onların aktif hale getirilmesi ve sözlerinin geçerli olmasının sağlanmasına çalışılmalıdır. Daha doğrusu HDP’yi özgür kılmak gerekiyor. HDP, PKK’nın elinden kurtulmalı ve kurtarılmalıdır. HDP’li vekillere önerimiz tez zamanda vazife başına geçmeleri ve milletin vekili olduğunu hatırlamaları. Dağın değil, seçildiği milletin hizmetine girmeli. Özgürlüğü savunan HDP, önce kendisi özgür olmalı ve özgürlüğü sonra savunmalıdır.Özgür olmayan, dağa bağlı olan bir partinin, seçildiği insanlara bir faydasının olacağını zannetmiyorum. Silahlı kişilerin varlığı aslında HDP’nin inkârıdır.

Güney doğuda çatışmalar sırasında ölen ve öldürülen her masum vatandaşımız ile gelen şehit cenazeleri toplumlar arasında büyük huzursuzluklar ve kapanması mümkün olmayan yaralar açacaktır. Bu yara derinleştikçe daha da kapanmaz bir hal alacaktır.

 HDP ve yandaşlarının unuttuğu ya da hatırlaması gereken nokta; Devletimiz eski baskıcı ve inkârcı Türkiye değil, baskıcı devlet yerine özgürlükleri destekleyen ve Avrupa Birliğinin kanunlarını kabul eden bir devlet var.

O halde suçlamaları bırakıp barışı getirmeye çalışmalıyız. Bizler; Kürtlere yapılan yanlışları kabul etmeli ve İnsan hakları konusundaki eksiklerin giderilmesine çalışmalıyız. Bu savaşı yapanlar ise devletin değiştiğini kabul etmeli ve savaşla amaçlarına ulaşamayacaklarının farkına varmalıdır. Her çatışmada, savunduklarını söyledikleri halka, zarar verdiklerinin farkına varmaları gerekiyor. Silahla hak aramak geçmişte de sıkıntılara sebep olmuştu şimdi de olacaktır. Silahla kimse hak alamaz ve alamayacaktır. Silahla hak arama devri sona ermiştir. Tek yol demokrasidir. Herkesin hakkını aldığı ve haksızlığa uğramadığı kendini güvende hissettiği bir ortam kurabiliriz.

Özgürlükleri sağlamak hak ve adaletli olmak kişilere güven verir ve bu güven çimento görevi görerek halkı devlet ile bütünleştirir, ayrılmaz bir bütün yapar. Ancak baskı, öldürmek ve kendini savunmak için bunları kendine kalkan yapmak halk ile devlet arasına kalkan sokmak ise devlet ile halkı birbirinden ayırır ve aralarına engel koyar.

ABD özgürlükleri ve adaleti hak ve hukuku savundu Baskı politikası yerine Özgürlüğü ön plana çıkardı. Sovyet Rusya ise Baskıyı ön plana çıkardı. Ezmediği zulmetmediği ülke bırakmadı ve her birini korku ile kendine bağladı sonuç: Dağılmış bir Rusya ve Birbirine kenetlenmiş 50 eyaletli bir Amerika.

 

  • Güneydoğu ve HDP politikası
    1866 gösterim
  • Tekstilde başkaları adına üretim yetmez mi?
    1866 gösterim
  • Ahlak (2)
    Ahlak (2)
    1866 gösterim
  • Ahlak (1)
    Ahlak (1)
    1866 gösterim
  • Yıl hakkında bazı bilgiler
    1866 gösterim
  • Biz Türkler!
    Biz Türkler!
    1866 gösterim
  •   EN ÇOK OKUNANLAR

    Tüm Yazarlarımızın


    Makalelerini
    Okuyun!