K.Maraş
31°C
İstanbul
26°C
Ankara
25°C
Takip Et :
Haber
2012-07-31 23:14:04

Ne dersiniz?


İnsanlık olarak, ülke olarak, Müslüman Türk milleti olarak ve İslam âlemi olarak morale çok ihtiyacımız vardır.

Bilgi kirliliği içinde toplumsal bunalımlara giriyoruz. İletişim araçları sayesinde; insanlar birbirini daha çok görüyor ama birbirine sürekli kirli bilgiler aktarıyorlar. Yani yalanlar su gibi akıp gidiyor günlük hayatımızda.

Bu kadar bilgi kirliliği ve bozulan moralimizi nasıl düzene sokacağız? Moralimizi nasıl yükselteceğiz? Yeniden moral değerlerimizi bulabilecek miyiz?

Elbette ümitvarız. Bu konuda öncelikle ümitli olmak durumundayız.

Nereden başlamalıyız öyleyse? Elbette anlamak ve anlaşılmak; sevmek ve sevilmek; övmek ve övülmek iksirlerini kullanarak. Yani iletişimi iyi kurmalıyız. Empati; ya da birbirimizi anlamak.

Empati, beynimizin işleyiş mekanizması içinde yaratılıştan var olan bir duygudur. Anlamak ve anlaşılmak hepimizin hakkıdır. İletişim kurmak, konuşmak, başkalarıyla ilgilenmek ve başkalarının bizimle ilgilenmesi, psikolojik olduğu kadar biyolojik bir yapıdır da.

Duyguları dışa vurmak, karşımızdaki insanın davranışlarını anlamak ve takdir etmekle tezahür eder iletişim. Empati, beynimizde sürekli vardır. Ama bu duyguyu canlandırmak ve yansıtmak gerekir.

Bütün bu yapıya rağmen neden empati kuramıyoruz ? Bunun sebepleri arasında sıkılganlık, bilgisizlik, dili iyi kullanamamak olduğu gibi en önemlisi de kibir sahibi olmaktır. Evet, kibir birçok düşmanlıkları körükleyen canavarca bir duygudur. Şeytan derki: “Kibir, şüphesiz en sevdiğim günahtır.”

İletişim dengemizi alt-üst eden ,empatiyi engelleyen, karşı tarafı tanımaktan öte, kendini karşı tarafa kabul ettirmeye çalışan benlik duygusudur.

Kibir yani benlik duygusu; beynin temel argümanlarını bozuyor. İletişim araçlarının akıl almaz boyutlarda olduğu çağımızda -iletişimsizlik- sıkıntısı çekmemizin sebebinin kibir olduğunu düşünüyorum. O kadar çok iletişim kurmamıza rağmen, anlaşamıyoruz. Sık sık karşılaşıyoruz ama beyinlerimiz sinyal almıyor. Dinliyoruz ama anlamak için değil, karşımızdakinin sözünü kesmemek için.

Karşımızdakinin konuşmasını bekliyoruz ama ondaki duyguları yakalamak için değil, konuşma sırası bize gelsin diye.

Konuşanı dinler gibi duruyoruz ama beynimizden kendi konuşmalarımızı hazırlıyoruz.   

Benlik duygularımız empati kurmamızı engelliyor.

Toplumumuzun her kesiminde bu sıkıntı olduğu gibi; dünya ülkeleri arasında da bu duygular hâkim. Herkes kendi tezinin dinlenmesini istiyor. Hâlbuki herkesin de doğruları olacağını düşünerek karşımızdakileri can kulağıyla dinlemek gerekmez mi?

Beğenmediklerimizin de beğenilecek taraflarını bulamaz mıyız?

Sevilmek için önce sevemez miyiz? Anlaşılmak için karşımızdakini anlamaya çalışamaz mıyız? Gönüllerimizi sevgiyi, aşkı anlamaya açamaz mıyız?

Ülkemizin son zamanlarda geçirmiş olduğu sıkıntıları aşmak ve bir olmak diri kalmak için gönül kapılarımızı açmalıyız. İyi şeyleri takdirle karşılamalıyız. Beğenmediklerimize karışmayıp, ortak olmamalıyız. Ola ki bizim beğenmediklerimizi bir beğenen çıkabilir.

Rahat yaşama yollarını seçmemeliyiz. Her güzelliğin ve başarının bir bedeli vardır. İnsan çalışmadan, yorulmadan, emek vermeden, öğrenmeden, okumadan rahat yaşamaya kalkarsa haysiyetini ve geleceğini yitirir.

Bu kadar küçük dünyamızda birbirimizle iletişim kurmak, daha da kolayı küçük bir tebessüm ederek gönül dostluğu kurmak, hepimizin hakkı değil mi?

Ne dersiniz?

  • Kıyıya Vuran Cesetler
    1203 gösterim
  • Sözün Ustaları  Dergisi
    1203 gösterim
  • İnsanlar Doğduğu Gibi Temiz Dursalar
    1203 gösterim
  • Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya
    1203 gösterim
  • HIDİV Kasrı
    HIDİV Kasrı
    1203 gösterim
  • Toplumsal Yaramız
    Toplumsal Yaramız
    1203 gösterim
  •   EN ÇOK OKUNANLAR

    Tüm Yazarlarımızın


    Makalelerini
    Okuyun!